6 Kasım 2014 Perşembe

Deniz (Tuzlu Su) Akvaryumu Kurulumu

DENİZ AKVARYUMU KURULUMU:
Deniz akvaryumları iki tür de bulunmaktadır.
1-Hazır sistemli akvaryumlar: Bunlar genelde ithal olarak getirtilen akrilik camlı deniz akvaryumlarıdır.

2-Özel yapım akvaryumlar: Bunlarda kişilerin istekleri doğrultusunda cama camdan yapılan akvaryumlardır.
Gerekli malzemeler:
1-Akvaryum.
2-Akvaryum sehpası.
3-Sump sistemi.
4-Işık sistemi.
5-Aragonit kum.
6-Osmoz su.
7-Deniz tuzu.
8-Canlı kaya.
9-Akıntı motorları.
10-Taşırma sistemi.
11-Protein skimmer.
12.Nitrat reaktörü.
13-Sump kafa motoru.
14-Isıtıcı. Soğutucu
Bu ondört kalemden oluşan malzeme grubu deniz akvaryumunun olmazsa olmazıdır.
Malzeme açıklamaları:
1-Akvaryum:

Boy: Yapacağınız akvaryum hangi tür deniz akvaryum türüne göre olacağını, ileride tür değişiminde sıkıntı yaşanmaması içinde nelere dikkat etmeniz gerektiğini iyi düşünmeniz gereklidir.
Akvaryumun ebadını mümkün olduğu kadar T5 lambaların uzunluğuna ve kaç adet lamba takacağınızı düşünerek hazırlatmanız gerekir.
Yükseklik: Deniz akvaryumlarında türe görede yükseklik değişeceği gibi genelde 50 cm ile 70 cm arası idealdir.
Derinlik: Derinlik nekadar geniş olursa kaya ve mercan yerleşimi ve görselliği okadar güzel olacaktır.
2-Sehpa: Şunu hiçbir zaman unutmayın ki akvaryumunuz tuzlu su akvaryumu olduğundan sıçrama ve akıntıları olacağı muhakkaktır. Buda sehpa ve çevresinde tahribata sebep olacaktır. Sehpayı ağacdan veya demirden den de yaptırsanız tuzdan etkilenmemesi için izalosyonunun çok iyi olması gerekir.
3-Sump: Akvaryumunuzun bütün yükünü çekecek olan sistemdir, muhakkak yapımında üstünden su sıçramayacak şekilde kapalı olmasına dikkat edilmesi gerekir.

Hazır Sump sistemleri de kullanılacağı gibi el yapımı Sumplar da çizim resmini aşağıda görebilirsiniz.
Sump yapımında çok değişik sistemler olmakla beraber bizce bunca deneyimimizde çizim sağlıklı olmaktadır.
4-Işık: Deniz akvaryumunun aydınlatılması için gerekli olan şeyler arasında önemli olan etmenlerden birisi verilen ışığın yoğunluğu ve yayılmasıdır. Akvaryumda kullandığımız ışığın gücüne ve yoğunluğuna göre, oluşturduğumuz biyo toptaki canlıların güzelliklerini vurgulayabilir ve mercanlar için ışığın ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Çünkü ışık hayattır!
Bugün modern teknolojinin geliştirmiş olduğu sistemi de bu olayın yarısını oluşturmaktadır. Bugün bu özel donanım lar sayesinde canlı mercanları geliştirebilmekteyiz. Ama gene de okyanusun şartlarını sağlayabilmek oldukça zor olmaktadır.
Deniz akvaryumunda kullanılan ışığın önemi, içinde barındırmaya çalıştığımız canlıların özelliğiyle de ilgilidir.
Mercanlar için hangi tür ışıklandırma kullanmalıyız? Tabi burada mercanlardan bahsederken zooxanthellaya (mercanların hücrelerinde bulunan tek hücreli algler) sahip olanları kastediyoruz. Bunlar yiyecek ihtiyacını karşılamak için fotosentezi kullanmaktadırlar. Bu yüzden akvaryumumuza koyacağımız mercanın orijinini de araştırmamız gerekecektir. Mercanın türü ve ne kadar derinliklerdeki sulardan getirildiği çok önemlidir. Daha derin sulardan gelen mercanlar ya da fotosentezi kullanamayan türler reef aydınlatma sistemlerine dâhil değildirler.
 Işığı seven mercanlar genelde 1,5 metreden başlayıp 17 metreye kadar varan derinliklerde yaşarlar. Ekvator kuşağındaki mercan resiflerinde ışığın gücü bu derinliklerde 18-20000 lüks seviyelerinde görülmektedir. (Isı birim sisteminde lüks aydınlatma birimidir. Bir yüzeye düşen ışık o yüzeyi aydınlattığına göre, bir yüzeyin aydınlanma şiddeti o yüzeyin her m2’lik bölümüne dik olarak düşen ışık akışı miktarına  eşit olur.)
Endonezya’da 1 metredeki değerler karşılaştırıldığında sabah ilk saatlerde 2800 lüks (1 m2’ye dik olarak düşen lümen sayısı) saat 11.00’de 14000 lüks, öğle saatinde 50000-90000 lüks, öğleden sonra saat 14.00’te ise 20000-26000 lüks arasında değişmektedir. Daha sonra yoğunluk  9000 lükse, akşamüstü 7800 lükse kadar düşmektedir. Tabi ki bu değerler havanın bulutlu olup olmadığıyla da ilgilidir.
Evdeki akvaryumlarımızda bu ışık yoğunluğunu sağlayabilmemiz için, çok güçlü aydınlatma sistemine sahip olmamız gereklidir. Yukarıda bahsetmiş olduğum ışığın lüks gücü en başka, bir de Kelvin değeri vardır. Buna da basitçe ışığın renk ısısı diyebiliriz. Isı arttıkça daha fazla Kelvin ortaya çıkar. Doğal gün ışığının yaklaşık Kelvin değeri 5500’dür. Akvaryumlarda kullanılan tank ısısı 5000-10000 Kelvin dereceleri arasında değişmektedir. Reef akvaryumlarında 10000-20000 kelvin dereceli lambalar kullanılırken, tatlı su akvaryumlarında ise 5000 kelvin lik lambalar yeterli olmaktadır. Işığın seçimindeki önemli bir nokta da akvaryumumuzun yüksekliğiyle ilgilidir.
Eğer akvaryumun yüksekliği 40-50 cm kadarsa, birkaç Floresan lamba kullanarak aydınlatmayı sağlayabiliriz. 50-60 cm. sonrası için ise daha güçlü ışık yayan metal halide lambalara ihtiyacımız olacaktır. Metal halide (HQI) ışıklarının spektrumları doğal güneş ışığına en yakın olup büyük boyutlu reef akvaryumlarında kullanılırlar.  Ama akvaryumunuzun yüksekliği 40-50 cm, uzunluğu ise 100 cm kadarsa, 3 adet florasan lamba ile sorunsuz bir şekilde akvaryumunuzdaki canlıların ihtiyacı olan ışığı sağlayabilirsiniz. Daha önce de söylediğim gibi akvaryuma koyduğunuz her canlının değişik boyutta ışığa ihtiyacı olduğundan, aldığınız canlının ne tür ışığa karşı duyarlı olduğunu akvaryumcunuzdan öğrenebilirsiniz.
Örneğin; yalnızca Acropora, mercan türlerini yaşatmak istiyorsanız o zaman florasan lambalarının sayısını 5’e çıkarmalısınız. Acropora türlerinin fotosentez yapabilmeleri için daha derinde yaşayan diğer mercan türlerinden çok daha fazla ışığa ihtiyaçları vardır. Büyük boyutlu akvaryumlar harşcşnde florasan lambaların kullanımı çok daha pratik olmakla birlikte, oldukça da ekonomiktir.
 Günümüzde bazı firmaların ürettikleri çok güçlü florasan lambalar sayesinde birçok cins mercanı geliştirmek mümkün olmaktadır. Bilhassa deniz akvaryumları için geliştirilen kelvin dereceli yüksek florasan ışıklar mavi ışık ta yayabildiklerinden, diğer standart ışık kaynaklı florasan lambalardan ayrılırlar. Mavi ışığı yayan bu lambalar diğer ışık renklerinden çok daha derinlere inebilir ve böylece bitki ve hayvanlara yararlı etkilerini hissettirebilirler. Böyle bir ışık yalnızca doğada bulunabildiğinden, deniz akvaryumları için lamba üreten firmalar, son yıllarda geliştirmiş oldukları aydınlatma armatürleri sayesinde, bu spektrumu yayan ışığı evlerimizdeki akvaryumlara kadar taşımış oldular.
Önemli olan bir şey daha var ki o da bu florasan lambaların ömürleridir. Yaklaşık 8-9 ay kadar sonra bu ışıkların verimleri azalacak, mavi ışık giderek kırmızı bir hüzmeye dönüşecektir. Bu nedenle, bu lambaların mutlaka 9-10 ay sonra değişmesi gerekmektedir. Aksi takdirde akvaryumunuzda istenmeyen algleri görebilirsiniz. Metal halide lambalar yüksek miktarda UV (ultraviyole) ışığı da üretirler. Bu nedenle bu tür ışıkları akvaryumun su seviyesinden 30-40 cm kadar bir mesafeden vermelisiniz.
 
Böyle bir perdeleme veya kalkan sistemiyle derin sulardan gelen mercanların kavrulup yanmalarını önlersiniz. Aksi takdirde aşırı UV ışıkları onları kahverengiye dönüştürerek, kuruyup ölmesine sebep olur. Bu, derin sulardan getirilen tüm mercanlar için geçerlidir.
Metal halide (HQI) ışıklar, mavi ışık yayan florasan lambalarla beraber kullanıldığında sert yapılı korallerin kalsiyum depolamaları da sağlanmış olur. Buradan da anlaşılacağı üzere, HQI ışıktan yayılan UV kalsiyumun da tüketimine sebep olmaktadır. Bunu dengeleyebilmek için mercanlarınıza düzenli olarak strontium chloride ve CaOH2 (kalsiyum hidroksit) vermelisiniz.
Derin sulardan alınan mercanlar aniden parlak ışığa konulursa, onların zooxanthellatarı -tek hücreli algler- büyük miktarda fotosentez yapmak için oksijen açığa çıkaracaklardır. O2’nin fazlalığı mercanların ve anemonların zarlarını etkileyecektir. Bu nedenle mercanlar kendilerini bu olaydan koruyabilmek için, bu tek hücreli algleri üzerlerinden atmaya çalışacaklardır. Yoksa oksijen fazlalığından zehirleneceklerdir.
HQI lambalar mercanların gelişmelerinde çok önemli rol oynarlar. Bu lambalar sayesinde mercanlar tıpkı doğal ortamında olduğu gibi gelişecek, hatta bazıları üreyebilecektir de. Bu lambaların tek dezavantajı ise, aşırı şekilde elektrik tüketmeleridir. Akvaryum ışıklandırması genelde fotoperiyodik olarak yapılmaktadır.
 Timer kullanımı sayesinde bu ışıkların ayarları gayet iyi sağlanabiliyor. Sabah saat 08.30’da mavi ışıkları açıp saat 12.00’de diğer güçlü ışıkları yakan bir timer ve ikinci timer da saat 0.030’da güçlü ışıkları kapatıp saat 12.00’de mavi ışıkları söndürecek bir sistem kolaylıkla yapılmaktadır. Ayrıca gece aydınlatması da denilen moonlight, bütün bir gece boyunca yanıp saat 08.30’da mavi ışıklar yanınca sönerek, bir fotoperiyod döngüsünü yaratabilirsiniz.
Özet olarak; 6000-10000 kelvin değerindeki ışıklar reef sisteminiz için yeterli gelecektir. Dikkat etmeniz gereken diğer önemli şeyler, UV perdesinin kontrolü, kalsiyum verilmesi, mercanların sevdiği ışık ortamına göre yerleştirilmesidir. 8-10 ayda bir lambaların değiştirilmesi ve kullandığınız kimyasal malzemeler size pahalı bir uğraş gelse de iyi bir deniz akvaryumu için biraz çalışma ve sabır gerekmektedir. Düzenli bir şekilde kuracağınız sistemle, hazırladığınız ışık sisteminiz yıllarca akvaryumunuza hizmet edecektir. Böylece bu birkaç tane ampul değiştirmeye fazlasıyla değecek muhteşem sualtı görüntülerine dalacaksınız.
5-Aragonit kum: *
 *Aragonit kum, CaCO3 içerir ve suda çözünen bir kumdur.
*Canlı kaya ve mercan kumu ile bakmıştım ve sağlıklı gelişiyorlardı
* Aerobik ve anaerobik bakteriler için alan oluşturur.
* Doğal aragonit kalsiyum karbonatın en kolay çözülen halidir
6-Osmoz su: Akvaryumda kullanacağınız su oldukça önemlidir. Kullandığınız suyun nitrat, fosfat ve silikattan arındırılmış olması gerekir. Bunu iki türlü yapabilirsiniz. Birincisi Reverse Osmosis yani Ters Osmoz kullanarak. Bu alet çeşme suyunu nitrat, fosfat, silikat ve diğer zararlı maddelerden ayırarak akvaryumda kullanılabilir hale getirir. Uzun dönemde bu aleti almak daha ekonomik olur. Bunun dışında damacana su da kullanabilirsiniz fakat damacana suların çoğu doğru parametreleri taşımıyor. Bu nedenle su markalarını araştırıp en uygun olanı kullanın.
7-Deniz tuzu: Deniz suyu, sadece su, sodyum ve klorürden oluşmayan, yeryüzündeki hemen
herelementi içeren karmaşık bir çözeltidir.
Çevresiyle sürekli biyokimyasal alışveriş içinde olan deniz canlıları, yaşam fonksiyonlarını sürdürebilmek için tamamen bu çözeltinin bileşimine bağımlıdır. İşin ilginç yönü, kutup denizlerinde olsun, tropik denizlerde olsun, tuzun yoğunluğu değişmesine rağmen bileşimi, yani içerdiği inorganik (karbon içermeyen) bileşiklerin relatif oranları hemen hemen aynıdır.
Deniz suyunda en çok bulunan elementler birim hacimdeki toplam ağırlıklarına göre sırayla klorür (Cl), sodyum (Na), magnezyum (Mg), sülfür, kalsiyum (Ca) ve potasyumdur. Sonra bromin (Br) ve karbondan  başlayıp altına (Au), iridyuma (Ir) ve hatta platinyuma (Pt) kadar sıralanır.
Deniz akvaryumlarında kullanılacak tuzun hem doğru kimyasal bileşimde, hem de doğru miktarda olması gerekir. Pratikte tuzun yoğunluğu genellikle özgül ağırlık/yoğunlaşma skalasına sahip hidrometreyle ölçülür.
Tropik akvaryumlar için en uygun özgül ağırlık 1.022-1.025 g/ml arası değerlerdir. Bu da yaklaşık % 3,3 yoğunluğa karşılık gelir; yani 1 litre suya yaklaşık 33 gram deniz tuzu. Özellikle de hassas omurgasızları yaşatabilmek için, piyasada özel olarak deniz akvaryumları için satılan en kaliteli deniz tuzları kullanılmalı ve bir kez başarılı sonuç alındıktan sonra marka hiç değiştirilmemelidir.


Bitkisel yaşam açısından çoğunluk, tatlı sularda bitkilerde, denizlerde ise yosunlardadır. Yapraklı Caulerpa yosunları, çok çeşitli renkte ve biçimdeki tatlı su bitkilerini aratmazlar. pH ve amonyak
Tatlı su akvaryumlarının pH (asitlik) değeri genelde 7,0-7,8 arası, deniz akvaryumlarının ise 8,0-8.5 arasıdır.
Suyun pH değeri yükseldikçe, sudaki amonyum (NH4) ve amonyak (NH3) ikilisinde amonyuma göre çok daha zehirli olan amonyağın payı yükselir.
 Sudaki amonyak konsantrasyonunun 0.01 mg/litrenin üzerine çıkması, balıklar da dâhil deniz canlıları için ölümcüldür.
Diğer bir deyişle, amonyak birikimi, pH değeri yüksek tuzlu suda daha ciddiye alınması gereken bir tehdittir. Bu nedenle deniz akvaryumlarına, tatlı su akvaryumlarına göre daha az sayıda balık konabilir.
Tatlı su akvaryumları için önerilen ölçü 1 cm balık boyu başına 1 litre su iken bu, deniz akvaryumları için 1 cm balık boyu başına 10 litre sudur

 
8-Canlı kaya: Canlı kaya" tuzlu su akvaryum hobisi tarafından istenen kapalı deniz sistem birden çok yarar sağladığını için bir tuzlu su akvaryumu, girmiş durumdadır okyanustan kayadır. 
Bu hayat onlara bozulmamış her bir tropik mercan resifi çevresinde çıkarılır kayaçlardır. Bunlar genellikle yosun, süngerler, solucanlar, tüy Dusters, küçük kabuklular, polipler ve onlarda kestaneler bulundurur.

Mercan resifi yapısı kapalı kırık olan tuzlu su akvaryumu yararlı olabilir yaşamın çeşitli biçimlerde yaşadığı bir moloz olduğunu. Kaliteli canlı kaya çok gözenekli ve bakteriler kolonize için mükemmel bir konuma sağladığı akvaryumda azot çevrimi yardımında bulunur.

Kayalar genellikle sünger, yosun, mercanlı yosun, solucan ve denizyıldızı gibi onlara bağlı deniz hayatı taşır, Bu nitrifikasyon yoluyla su filtre yardımcı olabilir bakteri içerdiğinden Live rock genelde resif akvaryumlarda kullanılır.
rock, tüp solucanları, gammaras karides vb Porus deliklerde yaşayan detritivores ile coraline alg ile kaplanmış olan kaya parçaları ilişkilendirmek için bir tropik resif parçasıdır. Kayanın üzerinde bakteri birçok hususta kullanılır. Canlı kaya azot döngüsü korur, resif akvaryumları için önemlidir. Bu filtrasyon Berlin yönteminde ana unsurdur.
9-Akıntı motorları: Denizlerde gel-git hareketleri. Dalgalar la oluşan hareket sayesinde suyun oksijen hareketiyle birlikte denizlerde oluşan plantronlar bu hareketle mercanların beslenme ihtiyacına yardımcı olur. Yapay deniz akvaryumlarında bu olayı da basitçe akıntı motorlarıyla karşılanır.
10-Taşırma sistemi: Deniz akvaryumunda sump dan gelen suyun tekrar sumpa dönüşümünü sağlamak amacı ile akvaryumun çıkışına ve sumpa girişine monte edilir.Sumpa konulan çekmeceli sistemle ps nin yükünü hafifletmek ve ekosistemi daha sağlıklı hale getirmesi için çekmecelere elyaf konur.
11-Protein skimmer: Deniz akvaryumlarının filtrasyonunda hayati öneme sahip, olmazsa olmaz unsurlardan protein skimmerlerin işleyişi basit olarak şöyle olur:
Motor sayesinde skimmer gövdesine giren sudaki organik moleküller (DOC; Dissolved Organic Chemicals) gövde içinde oluşan hava kabarcıkları ile reaksiyona girer, moleküllerin yapıştığı kabarcıklar su yüzeyine çıkarken çevrelerindeki atıklar sayesinde patlamadan birikip toplama kabına kadar birikerek taşar.
Bu aşamalar göz önünde bulundurularak 3 farklı türü olan skimmerlerin verimli çalışmasını; kısaca performanslarını etkileyen faktörler aşağıdakilerdir:
Protein Skimmerlerin çalışmasının temel fonksiyonu hava kabarcıklarına dayanır; üretilen kabarcık sayısının fazlalığı protein moleküllerinin absorbe edilmesini kolaylaştırır.
Protein moleküllerinin hava kabarcıklarına yapışması ile mono-moleküler bir katman oluşturur. Bu durum göz önüne alınarak doğru yol ile üretilen hava kabarcıkları protein atıkları için daha fazla alan yaratır.
Skimmer gövdesinde bulunan suya hava kabarcıkları ne kadar çok temas ederse moleküllerin toplanıp sudan uzaklaştırma olasılığı o kadar artar; Bu nedendendir ki bir çok protein skimmerin su girişi alt kısma yakın olur; bu sayede reaksiyon çemberindeki su hava kabarcıkları ile daha fazla temas halinde bulunur.
Protein molekülleri hava kabarcıkları ile etkileştiğinde skimmer gövdesinde patlamadan yükselmeye devam eder.Fakat sadece bazı molekül atıklar toplama kabına kadar taşar.. Bunun nedeni bazı kabarcıkları çevreleyen moleküller nedeniyle oluşan özgül ağırlıklarıdır.. Bunun sonucunda toplama kabına kadar ulaşıp toplanan atıklar kuru köpük olarak adlandırılır. Toplama kabına ulaşamayan kabarcıklar ise ıslak köpük olarak adlandırılır.. Sonuç olarak kuru köpük toplama protein skimmerin toplama verimliliğini doğrudan etkiler; toplama kabında toplanan ıslak köpük ise genel olarak doğru çalışmayan bir skimmerin sıvı ile karışık atık toplaması diye adlandırılabilir. Bu durumda skimmer toplaması gerekenden daha az ATIK topluyor denilebilir.

Skimmerin kaldırabileceği maksimum litre su hacmi doğru ve etkili çalışmasında önemli rol oynar. Genel olarak akvaryum hacminin iki üç katı kapasitede bir skimmer suyu saatte iki üç kez ps'den geçireceği için canlı yükü çok fazla olmayan bir akvaryum için yeterli olacaktır.
Toplama haznesinin, motora bağlanan hava hortumunun ve motorun pervane ve mıknatıs kısmının periyodik temizliği skimmerlerin çalışma performansını doğrudan etkilediğinden bu temizliklerin düzenli olarak yapılması gerekir.

Protein Skimmer Türleri
1- Hava taşlı(Air Stone): Bu sistemde skimmerin gövdesi içine giren su, hava motoruna bağlı tahta bir hava taşı aracılığı ile oluşan kabarcıklarla temas ederek görev yapar.
2- Motorlu(Venturi): su skimmer gövdesine bir kafa motoru ile taşınarak aynı zamanda motordan çekilen hava ile oluşan kabarcıklarla teması sonucunda ayrıştırma işlemi tamamlanır, klasik motor pervanelerinin yanında suyu parçalara ayıran çoklu pervanelere sahip multijet, turbo jet gibi modeller de temelde aynı işleyiş tarzı ile çalışır.
3-Spraying: Sump bulunan taşırma sistemlerden bağımsız olarak askı olarak da kullanılabilen spraying sistemi genellikle suyun alt kısmında bulunan ve belirli aralıklarla kuvvetli hava kabarcıkları üfleyen motorlar sayesinde atıkların skimmerin gövdesinde toplanmasıyla son bulan çalışma türüdür. Bu skimmer'lar nano sistemler veya küçük hacimli akvaryumlar için oldukça uygundur.
Bakım ve Temizlik:
Protein Skimmerlerin en temel bakım gerektiren unsuru toplama kabıdır; herhangi bir durumda taşma yapan toplama kabı akvaryumda önemli sorunlar yaratacaktır. Toplama kabının yanında kabın dış kısmındaki ıslak köpüğün de temizlenmesi gerekmektedir.
Motora giren hava hortumu zamanla sertleşebilir, yosun tutabilir ya da tuzdan etkilenip işlev görmeyebilir. Değiştirilmelidir.
Mil ve pervane tuzlu bir ortamda çalışacağından zamanla tıkanma olabilir; bunu engellemek için periyodik bakımlarda mil, mıknatıs ve pervane tatlı suda yıkanarak aralarda biriken tuzlardan arındırılmalıdır.
12.Nitrat reaktörü: Başarılı bir deniz akvaryumu için canlıların içinde bulundukları ekosistemin sağlıklı olması  ve doğadaki optimum koşulların sağlanması gerekmektedir. Yaşam destek sistemleri temel olarak deniz suyunda oluşan çözünmemiş organik madde konsantrasyonunun düşürülmesi, suyun askı yükünden kurtarılması, dezenfekte edilmesi, beslenme ve solunum sonucu oluşan atıkların tehlikesiz düzeye getirilmesi, basitçe suda azot döngüsünün sağlanması esasına dayanmaktadır.
Deniz akvaryumları tatlı su akvaryumlarından farklı olarak daha yoğun bir filtrasyon sistemine sahip olmalıdır. Bunun en önemli sebebi deniz balıklarının içinde bulundukları deniz suyu, balığın vücudundan daha fazla tuz ihtiva ettiği için balığın su kaybetmesi ve kaybedilen suyun kazanımı için su içme eğiliminde olmasıdır.
Eğer deniz akvaryumu gerekli filtrasyon sistemine sahip olmaz ve aşırı yoğunluk balık yukarıda açıklamış olduğumuz özelliğinden dolayı ortamdaki zehirli atıkları da bünyesine alarak zarar görecektir. Akvaryumları en istemeyen değer bozukluğuna sebep olan nitratın arındırılmasını sağlar.
13-Sump kafa motoru: Sumptaki filtre edilmiş suyun akvaryuma basmasında kullanılır. Sağlıksız bir sump motoru su dönüşümünün sağlıksız olmasını istenmeyen taşkınlıkların olmasına sebep verir.
14-Isıtıcı, soğutucu: Deniz akvaryumlarında su sıcaklıgı24-26 derece sabit denecek seviyededir.
Bu cihazlarında görevi ısıyı bu seviyede tutmaktır. Her iki cihazda ayrı ayrı kullanılacağı gibi ikisi bir arada bulunan cihazlarda kullanıla bilmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder